Güncel

Adalete Erişime “Bir İşaret Bin Umut” Projesi Katkı Sağlayacak

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Araştırma Geliştirme Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre İstanbul’da 14.090 işitme ve konuşma engelli vatandaşımız yaşamakta olup, adalete erişimde hangi sorunları yaşadıkları bilinememektedir. Bu konuda yapılmış herhangi bir saha araştırması bulunmamaktadır.

İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği’nin “Bir İşaret Bin Umut” projesi işitme ve konuşma engellilerin adalete erişimlerine katkı sağlamayı hedefleyen bir proje olup Eşit Haklar İçin İzleme Derneği Engellilerin Adalete Eşit Erişimleri Projesi Alt Hibe Kapsamında desteklenmektedir.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın (AÇSB) Araştırma Geliştirme ve Proje Daire Başkanlığı’ndan aldığımız 15.12.2017 tarihli verilere göre bölgemizde (İstanbul) 14.090 kişi işitme, 6 kişi denge bozukluğu, 3.138 kişi dil ve konuşma, 63 kişi konuşma ve işitme sorunu yaşamaktadır. Bölgemiz için AÇSB bünyesinde 1 (Bir) işaret dili tercümanı görev yapmaktadır.

“Bir İşaret Bin Umut” projesi kapsamında, işitme ve konuşma engellilere özel olarak hazırlanarak sade formlar ile işaret dili tercümanı desteğiyle anketler uygulanacak, anadilleri olan işaret dilinde savunma ve tanıklık gibi yasal hakları öğretilecektir. Bilirkişi işaret dili tercümanlarına, 16 saatlik Sertifikalı Ceza Hukuku Bilinci Eğitimi verilecektir. Sahada edinilen deneyimler karar vericilerin, alandaki STK temsilcilerinin ve akademisyenlerin katılacağı bir çalıştayda değerlendirilecektir. Bu çalıştayda sunulan çözüm önerileri ve sorunlar bir raporda toplanacaktır. Bu rapor başta Cumhurbaşkanlığımız olmak üzere Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı gibi ilgili kurumlarımıza gönderilerek işitme ve konuşma engellilerin adalete erişimleri için gerekli önerilerin hayata geçmesi talep edilecektir. Ayrıca projede hedef kitlenin ilgisini çekmek için, işaret dili tercümanlı tanıtım filmi ve Türkiye’de ilk defa erişilebilir yasal haklar broşürü hazırlanacaktır. Broşürdeki yazıları anlayamayan işitme engelliler, karekod okutarak işaret dili tercümanlı yasal haklar videosuna ulaşacaktır. Proje logosundaki eller Türk İşaret Dili’nde tercüman işaretini simgeliyor. Dairenin çevresindeki kırmızı renk ceza davalarına, yeşil renk ise hukuk davalarına ve ellerin bulunduğu siyah renk ise tüm renklerin kaynaşıp erimesinden oluşan adalet kavramına gönderme yapmaktadır.

Halen devam eden proje kapsamında yapılan saha çalışmalarında şu ana kadar tespit ettiğimiz sorunlar aşağıdadır:

ADLİYELERDE/ADALET SARAYLARINDA YAŞANAN SORUNLAR:

1. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, eğer şüpheli/sanık işitme ve konuşma engeli olan bir kişi ya da kendisini ifade etme derecesinde engeli olan bir kişi ise, müdafii bulunmadığı hallerde istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. Ancak ilgili kanunlarda müdafii yanında müdafii ile sağır şüphelinin/sanığın iletişime geçebilmesi ve şüpheli/sanığın “savunma hakkını” etkin bir şekilde kullanabilmesi için aralarındaki iletişimi sağlayacak işaret dili tercümanın da atanmasının zorunlu olduğundan bahsedilmemektedir. Dolayısıyla sağır, işaret dili bilmeyen müdafii ile iletişim kuramayacak, “savunma hakkını” etkin kullanamayacaktır. İlgili kanunlarda işaret dili tercümanı konusunda boşluklar mevcuttur.

2. Sağır vatandaşlarımız herhangi bir suç ile karşı karşıya kaldıklarında savcılığa şikayette bulunmakta zorluk çekmektedirler. Çünkü adliyede iyi derecede işaret dili bilen memurlar bulunmadığı gibi sağır bireyin adli sürecine ilişkin  tüm süreci kapsayan destek verilmemektedir. Örneğin sağır bireye şikayet formu verilse dahi anadili işaret dili olduğu için Türkçe dilbilgisi yetersizdir. Bundan dolayı standart şikayet formundaki yazıları anlayamamakta dolayısıyla dolduramamaktadır. Şikayetin/ihbarın önce tercüman tarafından işaret dili ile alınması sonra da bir zabıt katibine yazdırılması gerekmektedir.

3. İşaret dili tercümanını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlüğünden ücretsiz talep edilebileceğini bilmeyen adliye personelleri, sağır vatandaşlarımız mevcuttur. Kurumdan tercüman talep edilse dahi talep yazısı ve talebin kabul edilmesi gibi bürokratik işlemlerden, İstanbul gibi metropolde trafik, mesafe vb. ulaşım güçlüğü gibi faktörlerden dolayı en az yarım gün geçmektedir. Bu da sağır vatandaşımızın beklemekten sıkılıp şikayetinden/ihbarından vazgeçmesine yol açmaktadır. Şikayet süreci başlamadan bitmektedir.

4. Adliyeler ve kolluk kuvvetleri personellerine işaret dili eğitimi verdiklerini belirtmektedirler. Ancak bu eğitimler 120 saatlik temel seviye olup tercümanlık yapabilecekleri seviyede değildir. (Örneğin 3 aylık temel ingilizce kursundan mezun olan birinin iyi seviyede ingilizce konuşamayacağı gibi) Verilen işaret dili eğitimleri tercüman gelene kadar sağır vatandaşa yardımcı olmak içindir. (Hoşgeldiniz. Lütfen bekleyin. Tercüman geliyor vb.) Bir kişinin işaret dili tercümanı olabilmesi için “sağır kültürüne” hakim olması ve en az 4-5 yıl saha deneyimi edinmesi gerekmektedir.

5. Adliyeler her yıl  bilirkişi işaret dili tercüman alımı yapmaktadır. Bu alımlarda  işaret dili tercümanları için kriterler tartışmalıdır: 2019 başvurusu  için İstanbul Adliyesi tarafından ilan edilen kriterler: “4.Tercüman olmak istediği dil veya diller ile işaret diline ilişkin diploma, ruhsatname, sertifika gibi belgelerin aslı veya komisyonca onaylanmış örneği, (Onaysız belgelerin, aslı görülmek suretiyle Komisyonca onayı yapılacaktır.) böyle bir belgenin olmaması durumunda tercümanlık faaliyetini yerine getirecek derecede bildiği her dil için ayrı ayrı yazılı beyan, (EK-2)”  Kaynak: (http://www.istanbul.adalet.gov.tr/duyuru/2019/2019_Tercuman_ilani.pdf) Dolayısıyla mevcut durumda annesi-babası sağır olup işaret dilini çocukluğundan beri bilen ve bu işi yıllarca yapan bir CODA (Children Of Deaf Adults)  ile 120 saatlik halk eğitim veya benzeri kurumlardan mezun olmuş  MEB sertifikalı kişiler de bilirkişiliğe kabul edilmektedir. Oysa “adliye ve “kolluk kuvvetleri gibi alanlar işaret dili çevirisi için son derece hassas alanlardır. Bir işaret birden fazla anlama gelmekte olup herhangi bir çeviri hatası sağır vatandaşımızın aleyhine durumlar yaratabilir. Adli süreçte “bir kelime” bile gidişatı ve sonucu değiştirmektedir. Bu konuda yeterlilik için sadece en üst düzey sınav olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Türk İşaret Dili Tercümanlık Sertifikası Sınavından başarılı olmuş olanların bilirkişiliği kabul edilmesi gereklidir. Bu sınav ise en son 11 – 22 ŞUBAT 2013 tarihleri arasında düzenlenmiştir. Ayrıca bu sertifikaların  3 yıl geçerli olduğu yönetmeliklerde belirtilmiştir. Mevcut durumda süresi geçmiş sertifikalar bilirkişi işaret dili tercümanı başvurusu alınırken kabul edilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı  veya YÖK bu sınavları TOEFL, YDS gibi sürekli olarak yapmalıdır. Çünkü dil kullanılmadığında unutulmaktadır. Bu sertifikaların süresi kontrol edilmelidir. Ayrıca tercümanların sadece işaret diline değil aynı zamanda hukuk diline de hakim olmaları gerekmektedir. Tehdit-hakaret içerikli işaret dili videolarını inceleyerek rapor yazmaları gerektiği durumlar da olmaktadır. Zorunlu temel bilirkişilik eğitiminden geçmeleri gerekmektedir.

6. Cihaz kullanan işitme engellilerin adliyelerde danışma bankolarındaki görevlileri daha iyi anlayabilmelerini sağlayacak olan danışma bankolarında İD (İndüksiyon) döngü sistemleri bulunmamaktadır. Gürültülü, yankılı binalarda söylenenleri anlamakta zorlanmaktadırlar. Sağır vatandaşlarımız, adliyelerde duruşma salonuna davet esnasında mübaşirin sesli anonsu ile isimlerini duyamamakta, duruşmaya çağırıldıklarını anlayamamaktadırlar.(bu konuyla ilgili tercümanların sıkıntı yaşadığı  sağır vatandaşlar oldu. Duruşma saati : 09:30 ancak 11:45 te duruşmaya girme gibi). Hastanelerdeki gibi kapıların üstünde duran monitörler ile yazılı anonsla içeriye davet edilebilir.

7. Bir çok sağır ve işitme engelli bireyin adli yardımdan haberleri yoktur. Adli yardım ile ilgili bilgilendirmeler işaret dili videosu versiyonu olmaması sebebiyle erişilebilir değildir.

8. Sağırlar ayrımcılık ve hak ihlali kavramlarını bilmemektedirler. Bu konuda farkındalık oluştuktan sonra adliyelere müracaat savcılarına başvuruların artacağı kanaatindeyiz. Bunlarla ilgili işaret dili tercümanlı kamu spotları yapılarak farkındalık oluşturulması gerekmektedir.

ADLİ SÜRECİN BAŞLADIĞI DİĞER ALAN OLAN KOLLUK KUVVETLERİNDE YAŞANAN SORUNLAR:

1. Bir çok kolluk kuvveti ve sağır vatandaşlarımız AÇSB İl Müdürlüğünden ücretsiz tercüman talep edebileceğini bilmemektedir. Kolluk kuvvetlerinin bazıları şüpheli/mağdur/suçtan zarar gören sağır vatandaşlarımız için hem müdafi/vekil hem de tercüman çağırılması gerektiğini bilmemektedir. Bu konuda farkındalığın artırılması gerekmektedir.

2. Kolluk kuvvetleri mesai saatleri dışında AÇSB İl Müdürlüğünden tercüman talep edememektedir. Kolluk kuvvetlerine 7/24 saat müdafi gönderen İstanbul Barosu CMK servisi gibi bir 7/24 saat İşaret Dili Tercüman gönderme servisi yoktur. Böyle bir servisin acilen olması gerekmektedir. Tercümanlar “beşeri ilişkiler” yoluyla bulunmaya çalışılmaktadır.

3. Kolluk kuvvetlerinden gelen acil tercüman talepleri için adliyelerde UYAP sistemine giriş yapıp tercüman yönlendirecek 7 gün -24 saat çalışan herhangi bir nöbetçi personel yoktur. Başsavcılık bünyesinde biri emniyet için biri mahkemeler için 2 personel istihdam edilmelidir. Bu personeller kolluk kuvvetlerinin tercüman taleplerine 7gün-24 saat destek vermelidir. Çünkü kolluk kuvvetleri UYAP’ta bulunan tercümanların isim ve telefonlarını görememektedirler. UYAP’a sadece adliye personelleri giriş yapabilmektedir.

4. Mağdur/şüpheli/sanık/tanık v.b sağır vatandaş adliye ve kolluk kuvvetlerinde kendisine tercümanlık eden  işaret dili tercümanının yetersiz oluşu sebebiyle iletişim kuramadığında nereye şikayet edeceğini bilmemektedir. Bir sağır vatandaşımız karakoldaki polis tarafından çağırılmış olan tercümanla 3 saat boyunca anlaşamadığını derneğimize belirtmiştir.

5. Bazı kolluk kuvvetleri Adalet Bakanlığına bağlı “UYAP” sisteminden tercüman talep etmek istememektedir. Bunun sebebi olarak gelen tercümanların yetersiz olduğu belirtilmektedir. (Bu sorunun bilirkişiliğe kabul kriterlerinin sorunlu olması  ilişkisi de vardır) Bu sebeple kolluk kuvvetleri mahalleden, İBB İSMEK öğretmenleri, alandaki STK’lar, beşeri ilişkiler gibi farklı kanallardan tercüman arayışına girmektedir.

6. Kolluk kuvvetlerinde şüpheli ve sanık hakları formunda susma hakkı, yakınlarına haber verme hakkı, avukat talep etme hakkı gibi hakları “erişilebilir formatta” (işaret dili tercümanlı bir video gösterimi vb.) değildir veya çağrılan tercüman tarafından işaret dili çevirisi yapılmamaktadır. Buna karşın Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazi hakkındaki 5275 sayılı Kanun, hükümlülerin hak ve sorumlulukları veya şikayet mekanizması hakkında bilgilendirilmesi ve bu bilgilerin engelli bireyler için erişilebilir formatlarda sağlanmasına ilişkin bazı tedbirleri içermektedir. Bu bağlamda, hüküm giymiş sağırlar bir işaret dili tercümanı aracılığıyla bilgilendirilmektedir. Dolayısıyla sadece hüküm kesinleştikten sonra tercüman sağlanmasının yasalarca zorunlu olması düşündürücüdür.

7. Kolluk kuvvetleri tarafından çağrılan işaret dili tercümanına ücreti için tutanak tutulmaktadır. Bundan sonraki aşamalar çelişkilidir. Kimi kolluk kuvvetleri tutanağı dosyaya ekleyip savcılığa o şekilde gönderdikleri gibi kimi de bu tutanağı savcılığa götürmesini tercümandan istemektedir.  Bir işaret dili tercümanımızdan gelen şikayet: “Tutanağı aldıktan sonra nöbetçi savcı “ben yazmam mahkemesi yazsın” diyor. Nöbetçi  mahkeme de kabul etmiyor. “Mahkemesi yazsın” cevabı veriliyor.  Bizim para da kayboluyor” Bu tür bürokratik sorunlardan dolayı tercümanlar karakollarda çeviri yapmakta isteksiz olmaktadırlar.

8. Kolluk kuvvetleri kendi çabalarıyla bulduğu tercümanların herhangi bir belge, sertifika vs. yetkinliğine bakmadan çeviri işlemlerini başlatmaktadırlar. Bu da sakıncalı durumlara yol açacak bir boşluktur. Örneğin sağırın bir yakını da tercüman olabilmekte, kolluk kuvvetinde yaptığı çeviri ile mahkeme de hakim tarafından atanan tercüman tarafından çevirilen ifade birbirini tutmamaktadır. Bu da hakim gözünde ifade tutarsızlığı olduğunu düşündürüp sağırın zararına olacak şekilde karar çıkabiliyor.

GENEL, İDARİ, BÜROKRATİK SORUNLAR:

1. 2013 yılında MEB tarafından açılmış tercümanlık sınavı ile “tercüman”  olarak sözleşmesi yapılan ve sosyal hizmetlere atanan tercümanlar sahada sağırlar için görevlendirilmek yerine masa başı görevler (dosyalama, evrak işleri vs.) yapmaktadırlar. Bu yüzden verimli olamadığı gerekçesiyle istifa ederek ayrılan tercümanlar mevcuttur.

2. Sosyal hizmetlerde görevli işaret dili tercümanları mahkeme huzurunda çeviri yaparken Adalet Bakanlığı tercüman listesinde olmadığı için hakim tarafından yeminli tercüman olarak sayılmamaktadırlar. Adliye önce bilirkişi tercüman listesindeki tercümanlara ulaşmaya çalışmaktadır. Herhangi bir tercümana ulaşamayınca tercüman için sosyal hizmetleri aramaktadır. Oysa “erişilmesi daha kolay olduğu” için önce sosyal hizmetlerden tercümanı talep edilmesi gerekmektedir.

3. AÇSB  internet sitesi üzerinden sağırlara yönelik sosyal hizmetlerde karakol gibi vakalar için “ücretsiz tercümanlar” olduğuna dair işaret dili videolu kamu spotları yapılması gerekmektedir. Çünkü sağır vatandaşlarımız arasında sosyal hizmetlerde ücretsiz tercüman olduğuna dair farkındalık eksikliği mevcuttur. Bir çok sağır vatandaşımız, sosyal hizmetlerin kendilerine ücretsiz işaret dili tercümanı hizmeti sağladığını bilmemektedir.

4. Kamuda görev yapan işaret dili tercümanlarının amirlerinde farkındalık yeterli değildir. Örneğin işaret dili tercümanı bir çeviri görevine gönderildikten sonra bir kaç saat içinde kurumuna geri dönmesi istenmektedir. Oysa çeviri sürecinin mesai sonrasında da devam ettiği vakalar da olmaktadır. Fazla mesailer için ücret verilmemektedir. Fazla mesai ücreti yerine sonraki gün fazla çalışılan saat kadar izinli olarak mahsuplaşma talepleri de uygun görülmemektedir.

5. Kolluk kuvvetleri, adliye, hastane gibi kritik kurumlardan gelen tercüman taleplerinin  “amir inisiyatifinden” muaf olması gereklidir. Onay için amir inisiyatifi olumsuz olursa sağır vatandaşımızın bu kritik kamu hizmetlerine erişememe riski bulunmaktadır.

6. Kolluk kuvvetlerinden sosyal hizmetlere tercüman talebi geldiğinde tercümanın ilgili karakola gidebilmesi için araç sağlanamamaktadır. Tercümanlar kendi imkanları ile kolluk kuvvetlerine varmaya çalışmakta olup bu durum gecikmelerine sebep olmaktadır. Tercümanlara sağlanması gereken imkânlar hakkında farkındalık eksiktir.

7. Sağır-dilsiz vatandaşımız tercüman talebini kolluk kuvvetlerine anlatamamaktadır. Kolluk kuvvetleri, sağır vatandaşımızın tercüman talebini anlayabilse dahi bilmediği için sosyal hizmetlerin ücretsiz tercümanını çağırmamakta, özel bir tercümanları aramaya çalışmaktadır. Kimi özel tercümanlar telefonlarını açmamakta kimileri de ücret istemektedir.

8. Bazı noterler sağıra hizmet vermek istemeyerek ayrımcılık yapmaktadır. Bunun sağır vatandaşlarımız tarafından “ayrımcılık” olduğu ve dava açılabileceği bilinmemektedir. Bazı noterler sosyal hizmetlerin resmi tercümanını kabul etmemektedir. Özel olarak anlaştıkları tercümanları sağır vatandaşlarımıza önerip yüksek ücretler istemektedirler. Tercümanların meslek odası da olmadığı için çeviri ücretleri için standartlar mevcut değildir. Tercümanlık için 250 tl’den 600 tl’ye kadar değişen ücretler istenmektedir. Bu da maddi durumu yetersiz işitme engellilerin noterlik hizmetlerine erişememesine yol açmaktadır. Noterlerin hangi tercümanları hangi kriterlere göre seçtiği konusunda Türkiye Noterler Birliği’ne derneğimiz tarafından 28.09.2018 tarihinde sorular sorulup bilgi talep edilmiş, ancak şu ana kadar yanıt alınamamıştır. (Sorduğumuz sorular ektedir)

9. Sosyal hizmetlerde görevli resmi işaret dili tercümanları “yeminli tercüman değil, adliyelerin bilirkişi listesinde değil” denilerek bazı noterler tarafından kabul edilmemektedir. Kamuda tercüman kadrosunda veya sözleşmelerinde “işaret dili tercümanı” ifadesi ile görev yapanlar otomatikman “bilirkişi” sayılmalıdır.

10. Sağır vatandaşlarımızın, kolluk kuvvetleri ve adliyelerde tercüman olup olmadığı hakkında bilgi alabilmeleri için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde bir “whatsapp danışma hattı” kurulması ve bir işaret dili tercümanının hizmet vermesi gerekmektedir. Böylece mesaj, işaret dili videolu mesaj gönderebileceği gibi işaret dili ile canlı görüşme yaparak tercümana nasıl erişilebilecekleri hakkında bilgi alabilecektir.

11. Ülkemizde profesyonel işaret dili tercümanı yetiştiren bir lisans programı olmaması da bilirkişilik standartlarını etkilemektedir. Fransa Sorbonne Üniversitesi Çeviribilimlerine bağlı işaret dili lisans programında yılda 400 civarında tercüman yetiştirildiği belirtilmektedir.

12. Projemizde anket faaliyetlerine katılmış olan bazı sağır vatandaşlarımız adlyelerde işaret dili tercümanı olmadığını baştan bildikleri için adliyeye gitmediklerini belirtmektedirler. Müracaat savcısının yanında kendilerine bir refakatçı tercüman eşlik ederse adliyeye ayrımcılık şikayeti yapmaya gideceğini belirtmektedirler. Karakola gittiklerinde tercüman istediklerini ancak müracaat masasındaki polisin işaret dili bilmediği için tercüman isteklerini anlamadıklarını belirtip “En büyük ayrımcılık, iletişimsizliktir” demektedirler.

 

Kaynak: yasadikca.com


Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı