Engellilerin Talepleri Dikkate Alınmalı!

14 Dakika


röportaj

Merhaba değerli dostlar, bugün ki röportaj köşemizde engellilerin hak ve sorunlarına yönelik yıllarca çalışmalar yapmış emekçi bir insan olan Ayşe Sarı hanımla kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Engellilerle ilgili pek çok konuyu konuştuk.

KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?

Ben Ayşe Sarı, 30 yıldır engellilik hareketi içindeyim. Kızımın nadir bir hastalık olan cam kemik hastalığı nedeniyle bedensel engelli olması, engellilik hareketine girmemde önemli bir nedendir. Onu yaşatabilmek, okutabilmek ve hayata hazırlamak için çok zorluklar yaşadım ve hala da yaşıyorum. Okula gidebilmesi için verdiğim mücadele, hayatımın dönüm noktası oldu. Geçmişte ve bugün yaşadıklarımın bana sorduğu; “ne olursa daha iyi olur” sorusuna verdiğim yanıtların ışığında,engellilerin insan haklarına erişimini sağlamak için bir mücadele içindeyim.Otuz dört yıllık hemşireyim. Engellilik hareketinin ihtiyacı olan sosyal hizmeti daha iyi anlamak ve iyi bir hizmet sunmak amacıyla sosyal hizmet lisans ve yüksek lisans öğrenimi tamamladım. Halen,Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışıyorum. Hastanede, kurulması için çalıştığım Engelli Danışma ve Koordinasyon Birimin sorumlusuyum. Kurucularından olduğum Sağlık Hizmetleri Sendikasının (SAHİMSEN), Engelliler Komisyonu Başkanıolarak, alanda çalışan engelli örgütleri arasında, nadir bir sendika temsilcisiyim diyebilirim. Aynı zamanda, Türkiye Engelsiz Yaşam ve Sosyal Hizmet Vakfı (TEYVAK) Yönetim Kurul Üyesi, Gören Kalpler Eğitim Derneği Yönetim Kurul Üyesi, Mobbing ile Mücadele Derneği Engellilik Genel Koordinatörü, Engelli Çocuk Hakları Ağı (EÇHA) Üyesi, Eğitimde Eşit Haklar Platformu Üyesi, Sivil Memurlar Sendikası (SİMESEN) Genel Merkez Engellilik Mevzuat Danışmanı, Biyonik-Der Danışma Kurul Üyesi, Engelsiz Kariyer Danışmanlığı olmak üzere birçok sivil toplum temsilciliğini ve danışmanlığını yürütmekteyim.

 

SAHİMSEN ENGELLİLER KOMİSYONU OLARAK NE TÜR ÇALIŞMALAR YAPIYORSUNUZ ?

Yaptığımız çalışmalar, bir sendika temsilcisi olarak sadece çalışma hayatına yönelik olmaktan oldukça uzak. Tüm Türkiye’de yaşayan engellilerin sorunları üzerinde çalışıyoruz. Engelli çocuklar, engelli kadınlar, engelli göçmenler de bizim çalışma alanımızda. Çalışanlar özelinde; bize üye olan olmayan herkese destek veriyoruz. Engelli ve engelli yakını olan çalışanların sorunlarının tespitini yaparken, çözüm önerilerini de ortaya koyarak, ilgili bakanlıklara, kurum ve kuruluşlara iletiyoruz. Bir memur sendikası olarak engelli ve engelli yakını olan işçilerin haklarını da gözetiyoruz. Bu konuda özellikle Türk Harb-İş Sendikası ile yaptığımız çalışmalar, örnektir. Bugün TSK’da çalışan engelli yakını olan işçiler, tıpkı muvazzaf ve memurlar gibi, günlük eğitim ve bakım izni kullanabiliyorlar. TSK İzin
Yönetmeliğindeki günlük eğitim ve bakım iznine yönelik hükümleri de yazan üç kişilik ekibin içinde bulunduğumu belirtmek isterim. Engellilik alanında bu zamana dek birçok mevzuat çalışmasında yer aldık. 2014 yılında, engelli yakını olan çalışanlara yönelik 10 günlük mazeret izni verilmesi Mecliste görüşülürken, sürece dahil olduk ve bu kanun maddesinin tüm personel kanunlarına işlenmesine ön ayak olduk. Bugün engelliler ile ilgili yapılmış düzenlemeler içinde, tüm personel kanunlarına aynı şekilde işlenmiş tek düzenleme, mazeret izni düzenlemesidir. Biz, engelliler hakkında bir düzenleme yapılacak ise, bu düzenlemeden işçi, memur, özel sektör, kamu sektörü ayrımı yapılmaksızın tüm engelli ve ailelerinin yararlanması yönünde çalışıyoruz. Yaptığımız çalışmalar; BM Engelli Hakları Sözleşmesi temelindedir. Bu nedenle 2018 yılında Engelliler Konfederasyonunun, BM Engelli Hakları Komitesine sunduğu, STK Gölge Raporun hazırlanmasında görev aldım. 11-15 Mart 2019 tarihleri arasında Cenevre’de BM Engelli Hakları Komitesi Türkiye Toplantısına, engellileri ve engelli örgütlerini temsilen katıldım. Komiteni 9 Nisan 2019’da Türkiye’ye gönderdiği Nihai Gözlem Raporunun, Türkiye’deki takipçisi ve hak ihlallerinin izleyicisi durumundayız. Bunun yanında Türkiye Evrensel Periyodik İnceleme 3.Döngü Raporuna, engellilerin yaşadığı 10 temel sorun üzerine rapor gönderdik. Komisyon olarak toplumu; BM Engelli Hakları Sözleşmesi ve sorunlar karşısında başvuru prosedürleri başta olmak üzere engelli hakları konusunda bilgilendiriyoruz. Haklar konusunda danışmanlık yaparken, sorun yaşanan kurumlarla görüşme yapıyoruz. Engelliler ve aileleriyle kurumların koordinasyonunu sağlıyoruz ve çözüme ulaşıyoruz. Kısa vadede çözüm bulamadığımız her bir soruna karşılık raporlama yaparak, sorunların duyulmasını sağlarken, bir yandan TBMM düzeyinde çalışma yapıyoruz. Elbette elde ettiğimiz tüm verileri, başta Engelli Hakları Komitesi olmak üzere diğer insan hakları sözleşmelerinin denetleme komitelerine sunmak üzere raporluyoruz. Sorunlar ve çözüm önerileri dosyalarımızı, isteyen STK’larla, partilerle, vekillerle paylaşıyoruz ve daha çok kişiye ulaşmasına çalışıyoruz.

ENGELLİLERİN TEMEL SORUNU NEDİR?

Engellilerin temel sorunu; eşitliğin ihlali ve ayrımcı uygulamalardır. Düşünün, engelli bireyler eğitime, sağlığa, istihdam hakkına ve diğer tüm insan haklarına eşit bir biçimde erişebilseler ve ayrımcı uygulamalar olmasa, bugün sorunların çoğu çözülmüş olur. Hukuk önünde eşitliğin sağlanmasında önemli eksiklikler var. Erişilebilirliğin sağlanmasında ve makul düzenlemelerin yapılmasında halen önemli adımlar atamadık. Engellilerin bağımsız bireyler olarak kabul edilmesi; halen mümkün olmadı. Tüm taleplerimize rağmen, engelli aylığı bağlanmasında, engelli bireyin birlikte yaşadığı ailesinin geliri dikkate alınıyor. Hatta birlikte yaşadığı abisinin, yengesinin gelirine bakılarak, gelir düzeyi yüksek çıktığından, engelli aylığı bağlanması mümkün olmuyor. Bu uygulama Sözleşmeye aykırı. Bağımsız bir birey olarak kabul etmediğiniz engellilerin haklarını nasıl vereceksiniz? Bu önemli bir soru ve yanıtı Devlet tarafından verilemiyor. Öte yandan engelli ve ailelerinin Sözleşmeyi ve ülkemiz mevzuatı ile sağlanan haklarını bilmemeleri de temel sorunlardan birisi. Ayrımcı bir uygulama ile karşılaştığında, aslında ne ile karşılaştığının, bu sorunu neden yaşadığının farkında olmayanlar var. Ayrımcılık nedir ne değildir, suç mudur, değil
midir, bilmeyenler çok. Ya da mevzuatla sağlanan haklarda dahi bir ayrımcılık olduğunun bilincinde olmayanlar var. Örneğin; engelli haklarından yararlanmak için belirlenen %40 oranı… Bu oranın belirlenmesinde hiçbir bilimsel gerçeklik yok ve Sözleşmeye de aykırı. Baktığınızda bu ayrımcılığı dile getiren engelli örgütü çok az. Bu sorunu biz, STK Gölge raporuna yazdık ve BM Engelli Hakları Komitesinin Nihai Raporunda, Komitenin endişe duyduğu ve tavsiye olarak da Devletin düzeltmesi gereken konular arasında yer aldı.Bir önemli sorun da; engellilik ölçüm cetvelinde yapılan değişiklikler ile engellilik durumunda hiçbir değişiklik olmasa da bir gecede engellilikten çıkartılanların olması. 10 yıl önce tek gözü olmayan bir kişi %50’lerde oran alırken bugün %35 civarı engel oranı alıyor. Engelli olarak istihdam hakkı olmayan engel oranı %40’ın altında kalanlar, işe girerken sağlam raporu alamadıklarından ciddi hak kaybına uğruyor. Kaldı ki, 1 Ekim 2008 öncesi işe giren engelli işçiler erken emekli olmak için vergi indirimi belgesi almak zorunda ve ne yazık ki değişen ölçüm cetveli yüzünden engel oranları düşürülüyor.Bugün, engelli kontenjanında olup, vergi indirimi belgesi alamadığı için engelli erken emekliliğinden
yararlanamayacak işçilerin sayısı binleri buluyor. “Kazanılmış istihdam hakkı” ilkesinin varlığı herkes tarafından dikkate alınarak, ilgili yasada gerekli düzenlemenin değiştirilmesi şart. Bu sorunların da örgütlerin gündeminde olması gerekiyor.Engellilerin temel sorunu ayrımcılık diyoruz ancak, ayrımcılığın bir suç olması karşılığında, cezasızlık da söz konusu. TCK 122.madde başlığı “nefret ve ayrımcılık”. 2014 yılında “nefret” kelimesi eklendikten sonra, engelliliğe dayalı ayrımcılık suçundan ceza alan kimse yok. Çünkü, ayrımcılık suçunu işleyen kişinin bu suçu, nefret saikiyle işlediğinin ispatı gerekiyor ki, bunu ispat etmek, engelli birey için imkansız. Ayrımcılığın cezasızlığına engel olmak için bu konuyu temel sorunlar arasına almamız gerektiğine inanıyorum. Öte yandan, Korona pandemisi ve yaşadığımız depremler göstermiştir ki; afet durumlarında engellilere yönelik nasıl hareket edileceğini gösteren politikalarımız yok. Bu konunun BM Engelli Hakları Sözleşmesinin 11.maddesi bağlamında, engellilerin ve örgütlerinde gündeminde olması ve Engelli Hakları Komitesinin, Uluslararası Engellilik İttifakının (IDA) ve Dünya Sağlık Örgütünün beyanlarının da dikkate alınarak, çalışılması gerekmektedir. Sonuç olarak; ayrımcı uygulamaların getirdiği başta istihdam sorunu olmak üzere eğitim, sağlık ve yaşam hakkına dair sorunlar, kısacası toplumsal hayatta var olmak adına sorunlarımız var.

ÜLKEMİZDE ENGELLİLERİN SORUNLARI NASIL ÇÖZÜLÜR?

Öncelikle bilinçlenmemiz gerekir. Sözleşmede neler yazıyor, bizler bir hakkın ihlalinde neden bu sorunu yaşıyoruz, sorunun kaynağı nedir; bunları bilmemiz gerekiyor. Doğru ve güncel olarak haklarımızı takip etmeliyiz. Engelli ve ailelerinin örgütlenmesi, sorunları duyurmak bakımından çok önemli. Birçok engelli ve ailesinin söylemi olan “bu dernekler hiçbir işe yaramıyor” sözüne katılmıyorum. Bunu söyleyenler, derneklerin hak temelli çalışması için mücadele etmeli, gerekirse kendileri bir araya gelmeli. Ve “ne kadar çok dernek var, daha az olmalı” görüşüne de katılmıyorum. Engelliliğin çeşitliliğine inanarak kurulan her bir örgüt bizim için kıymetli. Tek başına bir mücadele
verip ses duyurmak mümkün olmuyor. Örgütlenmeliyiz. Dernek, ağ, platform adına ne derseniz;örgütlenmeliyiz. Örgütlenerek, birer baskı unsuru olmalıyız. Devlet, engelliler hakkında karar alırken,Sözleşme temelinde, bizleri dikkate almalı. Bizler, görüşü alınan değil, karar alınan masanın etrafında oturanlar olmalıyız. Biz olmadan bizim hakkımızda karar alınamayacağını, hakkımızda konuşamayacağını herkes bilmeli. Ve bizler, bu bilinçle hareket etmeliyiz. Bizler, yardım edilen değil,insan haklarının bir öznesiyiz. Yardımı savunanları, hakları bize bir lütufmuş gibi verenleri ve “ben bu kadar veriyorum, ötesi yok” diyenleri, en ağır şekilde eleştirmeli ve birçok kişinin muhalif olmakla haksız yere suçladığı; hak temelli mücadele edenleri desteklemeliyiz. Bu bilinci kazanan engelliler ve kendilerini onları temsil etmeye adayan örgütlerle verilen mücadele kazanılır. Örgütler arası işbirliği ile mücadele edilmeli. Ortada bir sorun yumağı var ve her bir oluşum, kendisine amaç edindiği bir işin çözülmesi için çalışacak. Tepeden örgütlenme değil, yatay hiyerarşi ile aynı amaç uğruna; engellilerin tüm insan haklarından eşit ve etkin yararlanması için mücadele edilecek.

ENGELLİLERİN ATAMA SORUNUYLA İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Yıllar önce dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İSLAM, “nitelikli engelli yok, kadrolar boş” demişti. Neden nitelikli kadrolar yok, bu sorunu çözmek için bir şey yapılmadı. Bir iş ve bir meslek edinmek istiyor engelliler. Eğitimde eşitliğin sağlanması, bizler için çalışma hakkına erişimin temeli sayılır. Ancak, eğitime eşit erişimde sorunlar var. Bir meslek edinmek için eğitime devam etmek güç. Bunu kızımın eğitim hayatında bizzat yaşadım. Eğitimini tamamlayamayan birçok engelli,yardımcı hizmetler kadrosunda atanıyor. Bakıyorsunuz, yürüme güçlüğü çeken bir çalışan ya da az gören bir çalışan, temizlik yapıyor. Bunun yanında bir şekilde eğitimini tamamlamış, yüksek lisans ya da doktora eğitimi almış ancak hala yardımcı hizmetler kadrosunda çalışan engelliler var. Bugün avukat olup ya da mühendis olup santralde çalıştırılanlar var. Bunlar engelli istihdamında bir şeylerin Yanlış gittiğinin göstergesidir. Atama bekleyen binlerce engelli olduğunu biliyoruz. Zamanında Sayın İSLAM’ın öne sürdüğü gibi değil durum. Nitelikli mesleklerde atama bekleyen engelliler var. Bakanlığın bu konuda çalışma yapması gerekiyor. Hangi mesleklerde açık varsa, bu mesleklere ait engelli kontenjanı açığı belirlenmeli. Aralık
2019 atamalarında, Bakanlığa bir atama daha yapılması için baskı yaptık. Kurumların engelli kontenjanı talep etmekteki isteksizliği yüzünden, atanan sayısı oldukça az oldu. Bu, kurumlarda da engellilere yönelik bir ön yargı olduğunun göstergesi. Bu önyargıyı kırmak, Bakanlığın görevidir. Bakanlığa bu konuda baskı yapmak da bizlerin görevi. Bilindiği gibi EKPSS zamanında yapılmış olsaydı geçtiğimiz Pazar günü yapılmış olacaktı. Ekim ayına erteleme yapılması, bu yıl içinde tercihlerin olmayacağı anlamına gelir. Bakanlıkların memur kontenjan eksikliğini bildirmeleri Ekim sonuna denk gelecek. Dolayısıyla engelli örgütlerinin 2020 yılında bir atama olması adına çalışması gerekiyor. Korona süreci, bizlerin aleyhine işliyor. Bakanlığın, engelli atamaları konusu dahil, bu süreçte engellilik ile ilgili hiçbir konuda açıklamasını ve ne gibi önlemler alınacağı dair engelli örgütlerinden bir görüş aldığını görmedik. Bu süreçten orantısız bir biçimde etkilendik ve daha da etkileneceğiz. İşten atılan ya da ücretsiz izne çıkarılan engelliler daha da yoksullaştı. Biz yeni atamaların peşinde iken engelliler arasında işsizlik oranı arttı. Korona süreci dahil hiçbir sebep; engellilerin haklarına erişiminde ertelemeye ya da ayrımcılığa uğramasına bir
bahane, bir gerekçe olamaz. Bunun karşısında olduğumuzu herkes bilmeli. İstihdam sorununda %3 lük kotanın artırılması, kota şartına uymayan özel sektöre de kamu kurumuna da ceza uygulanması, yardımcı hizmetler sınıfında çalışanların genel idari hizmet kadrosuna geçirilmesi, eğitim aldığı meslek ne ise o mesleği yapmalarını sağlayacak biçimde hak verilmesi, nitelikli kadro dediğimiz, avukat, doktor, hemşire, sağlık memuru, psikolog, mühendis vb.gibi
mesleklerde engellilerin atanmasının sağlanması ve kamuya sürekli memur alındığı göz önüne alındığında; engelli kontenjanındaki eksik de artacağından sayıların güncellenmesi gerekiyor. Önemli olan Bakanlığın, biz örgütlerin istihdam konusunda ne düşündüğünü ve neleri talep etiğini dikkate almasıdır. Ve şu konuda son derece önemli: İşsizlik rakamları açıklanırken; engellilerin özelinde de işsizlik rakamlarının açıklanması gerektiğini düşünüyorum.
Bunların yanında bugün, istihdam edilen ancak çalışma hayatında ayrımcılığa ve mobbinge uğrayan, işten haksız yere çıkartılan ve ağır çalışma şartlarına zorlanan engelliler de var. İstihdam edilmiş olan engelliler için; engelliliğe uygun iş verilmesi, çalışma ortamlarının düzenlenmesi, erişilebilirlik ve makul düzenleme önlemlerinin alınması ve ayrımcılığa uğramaksızın eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması son derece önemlidir. Bugün, tüm güçlüklere rağmen çalışma hayatında var olmayı başarabilmiş tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramını kutluyorum. 1 Mayısın bizler için bir bayram olması için, atanmayı bekleyen engelliler için bir müjdenin verilmesini ve onurlu çalışma hakkının ve çalışma barışının sağlanmasını diliyorum.

EngellilerDostu.com / Röportaj



Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

Hoş Hoş
0
Hoş
Beğen Beğen
0
Beğen
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Komik Komik
0
Komik
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Kötü Kötü
0
Kötü
İlginç İlginç
0
İlginç

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir